1. Varlık ya da olay, kişilerce kararlaştırıldığı gibi tanıtılır.
2. Önyargı yoktur.
2. Önyargı vardır.
3. Taraf tutulmaz (Duygusal davranılmaz,
adalet ölçülerine uyulur.).
3. Taraf tutulur (Adalet ölçülerine
uyulmaz.).
4. Açıklık vardır.
4. Gizlilik vardır.
5. Düşünce ve vicdan hürdür.
5. Düşünce ve vicdan hür değildir.
6. Sonuç, başta değildir.
6. Sonuç, önceden empoze edilmiştir.
7. Taassup yoktur.
7. Taassup vardır.
8. Tartışma yapılabilir (Alternatifler
ortaya konabilir.).
8. Tartışma yapılamaz (Alternatifler ileri sürülemez.).
9. Eksik ve yanlış söylenir.
9. Eksik ve yanlış gizlenir.
10. Sonucun ve bulguların değişebilirliği
her zaman mümkündür.
10. İçeriğin ve ilkelerin değişebilirliği düşünülmez..
11. Tabular yoktur.
11. Tabular vardır.
12. Doğruluk ve dürüstlük vardır.
12. Her türlü yalan ve hile geçerlidir.
13. İnsanın temel hak ve hürriyetlerine saygı ve değer esastır.
13. İnsanın temel hak ve hürriyetlerine saygı ve değer
yoktur.
14. Araç, bilimsel araştırma yöntemidir.
14. Araç, propagandadır.
15. Bilimsel araştırma bulguları, eğitim ve öğretimin temelini oluşturur.
15. İnsanın “ne” düşünmesi gerektiği söylenir. Beyin yıkanır, sloganlar kullanılır
Bu karşılaştırma, eğitim ve öğretim kurumlarında uygulanacak öğretim stratejisi (Büyükkaragöz ve Çivi,1990) ile öğretmenin sınıf yönetimindeki davranışlarının da ölçüsünü vermektedir. Onun için okul öncesinden yüksek öğretime kadar bütün öğretim kademelerinde, insanın temel haklarını ihlâl eden ve doğruyu bulmasını engelleyen bütün ideolojik yaklaşımlardan uzak durulması, dolayısıyla öğretim program ve derslerin bilimsel çalışma prensipleri çerçevesinde belirlenmesi ve sunulması gerekmektedir.
Demokrasi, yönetim şekli, yaşam felsefesi ve yaşayış biçimi arasındaki etkileşimden oluşur. Demokratik yaşayış ve felsefenin temelinde, birey olarak insan haysiyetine saygı gösterme ve insan kişiliğinin değerine inanma vardır. Demokratikleşme sürecinin belli başlı ilkeleri şöyle ifade edilebilir:
. Her bireye yeteneklerini geliştirme imkânı sağlamak,
. Her bireyin toplumda güçleri ve ilgilerine uygun düşen işleri yapması için gerekli şartları hazırlamak,
. Her bireyin tuttuğu işin karşılığını hakkaniyetle almasını imkânlı kılmak,
. Her bireyin toplumsal uygulamayı kendi gücünde etkileyebilmesine fırsat verecek düzen oluşturmak (Ertürk,1981).
Dikkat edilirse bu amaçların arka plânında, fırsat eşitliği ve özgürlük gibi temel demokrasi ilkeleri bulunmaktadır.
Demokratik eğitim sisteminin en önemli özelliği, insan tabiatına uygun (Bloom,1979) bir “öğretim ortamı”na yer vermesidir. Bu ortamda kişi, serbestçe bilgi ve yeteneklerini geliştirebilmekte, doğal ve sosyal olayların kanunlarını keşfetmeye ve anlamaya imkân bulabilmektedir. Böylece kişi, bilimsel araştırma, fikir ve teşebbüs hürriyetlerini, çeşitli alternatifler karşısında istediği şekilde kullanabilmektedir.
Ancak demokrasi, fikir ve kavram anarşisinin hüküm sürdüğü, fertler arasında ülkü ve gaye birliğinin olmadığı, devletin ve devlet kurumlarının hedef alındığı bir ortam değildir. Demokrasilerde, kişi haklarına ve hukuka saygı temel prensiptir. Toplumsal her hareket, yasallığını hukuktan almaktadır. Fakat baskıcı ideolojinin hüküm sürdüğü toplumlarda durum farklıdır. Bu toplumlarda, insanın temel hak ve hürriyetleri yerine, insana rağmen, insan için ideoloji ve ideolojinin ilkeleri egemendir. Bu tür ideolojinin emrinde olan bilim de, bilimsellik yaftası giymiş bir mahkûm gibidir.
Bütün toplumlarda, hırsızlık, rüşvet, yalan, iftira,
mala-cana tecavüz gibi, ahlâk ve hukuka aykırı eylemler yasaklanmıştır. Her
toplum, kendi manevî yapısını koruyacak kurumlar tesis etmiş ve bazı
mekanizmalar geliştirmiştir. Avrupa’da bu mekanizmaların başında, kilise
bulunmaktadır. Kilise, okul ve aile ile birlikte bir üçgen oluşturmaktadır.
Birçok öğretmenin iki ortak şikayeti vardır; yardımcı
olmakta yetersiz kalışları ve yardım için el uzattıklarında geri çevrilmeleri.
Öğretmenler, sorun ortaya çıkınca, sorunları nasıl etkili bir biçimde tepki
göstereceklerini bilemediklerinden yardımcı olamazlar.