Ana Sayfa arrow Bir Hadîs-i Şerîf Açıklaması arrow İLK VAHİYLE İLGİLİ HADİS - 5

logo

İLK VAHİYLE İLGİLİ HADİS - 5 Yazdır E-posta
Cuma, 09 Mart 2007

Dört günden beri İslamiyette okumaya, okutmaya, ilim öğrenmeye ve ulemaya verilen kıymetten bahsediyoruz. Bugün birkaç cümle daha arz ederek bu konuyu bitirmek istiyoruz.

Şüphesiz ki, ilim öğrenebilmek ve bilebilmek için, sadece düşünmek kafi değil, behemehal okumaya ihtiyac vardır. Okumak, düşünmekten daha fazla, insanın ilim hududunu, bilgi ufuklarını genişletir. Kur'an-ı Kerimin, ilk inen ayetlerinin "Yaratan Rabbinin ismiyle oku..." emriyle başlaması, okumanın lüzum ve ehemmiyetini gayet açık olarak ortaya koymaktadır.

 

Yalnız önemli olan nokta şurasıdır: Şu kısa 50-60 senelik ömürde, okunacak mevzuların, öğrenilecek hususların sıraya konulması, en önce okunacak kitapların tanzim ve tertib edilmesi, daha evvel okunacak olanların ehem, ondan sonrakilerin mühim olarak sıralanması gerekir. Zaten İslam alimleri, çok kitap okumak ma'rifet değil, iyi kitapları çok okumak ma'rifettir demişlerdir.

Fıkıh kitaplarımızda, "kişinin diyanetini tashih edecek kadar ilim öğrenmesi farz-ı ayındır" denilmektedir. Evvela öğrenilmesi farz-ı ayın, sonra farz-ı kifaye, ondan sonra sünnet ve daha sonra da müstehab olan ilimlerin öğrenilmesi icab etmektedir. Peygamber Efendimiz tarafından, "Öğrenilmesi erkek ve kadın her müslümana farz olduğu" bildirilen ilmin, iman ve İslam esaslarını, zarurat-ı diniyyeyi öğrenmek olduğunda şüphe yoktur.

Şurası bir hakikattir ki, okuyan ve okumasından istifade edebilen insanlar, daima tekamül kaydederler. Okuma akli ve fikri gelişmeyi temin eder. Okuma-yazmanın ehemmiyetini ifade için, uzun söze lüzum görmeden, asr-ı saadetten vereceğimiz bir tek misalle iktifa edeceğiz:

Bedir harbinde kafirlerden bir kısmı esir alındı. Esirlerin ne yapılacağı mevzuunda istişareler yapıldıktan sonra, her kafir 10 müslüman çocuğa okuma-yazma öğretirse serbest bırakılacak diye karar verildi. O zaman, maddi yönden sıkıntı içerisinde olup paraya büyük ihtiyaçları olan Peygamber Efendimiz ve müslümanlar, okuma-yazmayı paradan daha mühim addederek, esirlerden fidye (kurtuluş parası) alıp onları serbest bırakma yerine, yukarıda zikredilen yolu tercih etmişlerdir. Bu, okuma-yazmanın, ilim öğrenmenin ve bilgiyi arttırmanın ehemmiyetini bizlere ifade bakımından herhalde kafidir.

Burada şunu tebarüz ettirmek gerekir ki, okumak, ilim öğrenmek sadece mekteplerde olmaz. Herkesçe bilindiği gibi, mekteplerde talebeye sadece birer anahtar verilir. Bu anahtarı alan öğrenciler, içerisinde ilim hazinesi bulunan kapıları açtıkları takdirde, ilim öğrenebilirler. Aksi takdirde, sadece etiket elde edilmiş ve diploma hammallığı yapılmış olur.

"İlim öğrenmek erkek ve kadın her müslümana farzdır" hadis-i şerifine tekrar dikkatlerinizi çekiyoruz. Burada falan okulu bitirmek, filan diplomayı elde etmek farzdır denilmiyor, ilim öğrenmekten bahsediliyor. Binaen aleyh ilim sadece mektepte değil, dışarıda da öğrenilebilir. Zaten mektebi bitirdiği halde, ilim tahsiline hususi olarak, şahsi çalışmalarıyla devam etmeyen insanlar boş kalmaya mahkumdurlar.

Kainatın Efendisi olan Peygamberimiz, "İki gününü birbirine müsavi tutan aldanmıştır" buyururlar. Biz, ilim yönünden de iki günümüzü birbirine eşit tutmayalım ki, zarar ve ziyandan, hüsran ve helakten kurtulmuş olabilelim.

İslamı bütünüyle öğrenebilmek için bir an bile boş durmamamız, her gün birşeyler okumamız lazım. Büyük psikolog ve sosyolog, büyük mutasavvıf ve alim, Allah dostu İmam-ı Gazali hazretlerinin, yazdığı kitapların sahifesi ömrüne taksim edilmiş, her gününe 18 sayfa düşmüştür. Bizler kitap yazmayı bir tarafa bırakalım, eğer günde 18 sayfa değil, 3-4 sayfa bile kitap okuyamazsak, halimiz perişan demektir.

Büyük İslam alimi İmam-ı Gazali hazretlerini, hepimizin örnek alması temennisiyle, sizleri Allahü tealaya emanet ediyoruz.

 
< Sonraki   Önceki >