Ana Sayfa arrow Bir Makâle arrow ALLAHÜ TEÂLÂNIN ZÂTÎ VE SÜBÛTÎ SIFATLARI

logo

ALLAHÜ TEÂLÂNIN ZÂTÎ VE SÜBÛTÎ SIFATLARI Yazdır E-posta
Cumartesi, 03 Mart 2007

Allahü teâlâyı sevme ve O’na şükretmenin lüzûmu çok açık. Bugün birazcık, Allahü teâlânın zâtî ve sübûtî sıfatlarını bahse konu etmek istiyoruz.

Allahü azîmüş-şân hakkında, bizim bilmemiz vâcib olan “Sıfât-ı Zâtiyye” beştir: 1- “Kıdem”, 2- “Bekâ”,  3- “Vahdâniyet”, 4- “Muhâlefetün lil-havâdis”, 5- “Kıyâm bi-nefsihî”.

[Âlimlerin çoğuna göre, “Vücûd: var olmak” da, ayrıca bir sıfattır. Böylece, “Sıfât-ı zâtiyye” altı olmaktadır]. Bunlara “Ülûhiyyet Sıfatları” da denir.

1- “Kıdem”, Allahü azîmüş-şânın varlığının evveli olmamak.

2- “Bekâ”, Allahü azîmüş-şânın varlığının âhiri (sonu) olmamak, buna “vâcibül-vücûd” derler. Naklen delîl, Allahü teâlânın, Kur’ân-ı kerîminde “Hadîd sûresi”ndeki üçüncü âyet-i kerîmesidir.

“O ilktir [her şeyden öncedir, kendisinden önce hiçbir varlık yoktur]; sondur [kendisinden sonra hiçbir varlık yoktur, her şey yok olurken O kalacaktır, kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmıyacağı son'dur]; zâhirdir [görünendir, varlığı âşikârdır, delilleriyle varlığı gün gibi açıktır]; bâtındır [görünmeyendir, gerçek mâhiyeti insan için gizlidir, zâtının hakîkati gizlidir, akıllar O'nun özünü idrâk edemez]. O, her şeyi bilendir; her şeyi bilir.” [Hadîd sûresi, 3]

Aklen delîl, varlığının evveli [başlangıcı] ve âhiri [sonu] olsa, sonradan var olmuş olup, âciz ve nâkıs olurdu. Âciz ve nâkıs olan, başkasını yaratamaz; bu da, Allahü azîmüş-şân hakkında muhâldir, imkânsızdır.

3- “Vahdâniyet”: Allahü azîmüş-şânın, zâtında, sıfâtında ve ef'âlinde (fiillerinde) şerîki (ortağı) ve nazîri (benzeri) yoktur. Naklen delîl, Allahü teâlânın “İhlâs sûresi”ndeki birinci âyet-i kerîmesidir. Aklen delîl, eğer ortağı olsa, âlem fenâ bulur, yok olurdu. Çünkü biri, birşeyin yaratılmasını, diğeri ise yaratılmamasını dileyebilirdi.

4- “Muhâlefetün lil-havâdis”: Allahü azîm-üş-şânın zâtında ve sıfâtında, kimseye benzememesi. Naklen delîl, Allahü teâlânın Şûrâ sûresindeki onbirinci âyet-i kerîmesidir. Aklen delîl, bu sıfatlar, O’nda olmamış olsa, âciz ve nâkıs olurdu. Âciz ve nâkıs olmak, Allahü azîmüş-şân hakkında muhâldir.

5- “Kıyâm bi-nefsihî”: Allahü azîmüş-şânın, zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde, kimseye muhtâc olmaması. Naklen delîl, “Muhammed sûresi”nin son âyet-i kerîmesidir. Aklen delîl, bu sıfatlar, O’nda olmamış olsa, âciz ve nâkıs olurdu. Âciz ve nâkıs olmak ise, Allahü azîmüş-şân hakkında muhâldir.

ALLAHÜ TEÂLÂNIN “SIFÂT-I SÜBÛTİYYE”Sİ

Allahü azîmüş-şân hakkında bizlerin bilmesi vâcib olan “sıfât-ı sübûtiyye” sekizdir: “Hayât”, “İlim”, “Sem'”, “Basar”, “İrâde”, “Kudret”, “Kelâm”, “Tekvîn”.

Bu sıfatların mânaları şöyledir:

1- “Hayât”, Allahü azîmüş-şânın, diri olması. Naklen delîl, Bakara sûresinin 255. âyet-i kerîmesinin baş kısmıdır. Aklen delîl, Allahü azîmüş-şân, diri olmasa, bu mahlûkat vücûda gelmezdi.

2- “İlim”, Allahü azîmüş-şânın bilmesi olmak. Naklen delîl, Haşr sûresinin 22. âyet-i kerîmesidir. Aklen delîl, Allahü azîmüş-şânın bilmesi olmasa, âciz ve nâkıs olurdu. Âciz ve nâkıs olmak, O’nun hakkında muhâldir.

3- “Sem'”, Allahü azîmüş-şânın işitmesi olmak. Naklen delîl, İsrâ sûresinin 1. âyet-i kerîmesidir. Aklen delîl, işitmesi olmasa, âciz ve nâkıs olurdu. Âciz ve nâkıs olmak, Allahü azîmüş-şân hakkında muhâldir.

4- “Basar”, Allahü azîmüş-şânın görmesi olmak. Naklen delîl, yine İsrâ sûresinin 1. âyet-i kerîmesidir. Aklen delîl, görmesi olmasa, âciz ve nâkıs olurdu. Âciz ve nâkıs olmak, Allahü azîmüş-şân hakkında muhâldir.

5- “İrâde”, Allahü azîmüş-şânın dilemesi olmak. O’nun dilediği olur. O dilemezse, hiçbir şey olmaz. Varlıkları dilemiş, yaratmıştır. Naklen delîl, İbrâhîm sûresinin 27. âyet-i kerîmesidir. Aklen delîl, eğer dilemesi olmasa, âciz ve nâkıs olurdu. Âciz ve nâkıs olmak, Allahü azîmüş-şân hakkında muhâldir.

6- “Kudret”,
Allahü azîmüş-şânın herşeye gücünün yetmesi olmak. Naklen delîl, Âl-i İmrân sûresinin 165. âyet-i kerîmesidir. Aklen delîl, eğer gücü yetmese, âciz ve nâkıs olurdu. Âciz ve nâkıs olmak, Allahü azîmüş-şân hakkında muhâldir.

7- “Kelâm”, Allahü azîmüş-şânın söylemesi olmak. Naklen delîl, Nisâ sûresinin 164. âyet-i kerîmesidir. Aklen delîl, eğer söylemesi olmasa âciz ve nâkıs olurdu. Âciz ve nâkıs olmak, Allahü azîmüş-şân hakkında muhâldir.

8- “Tekvîn”, Allahü azîm-üş-şân hâlıktır, yaratıcıdır. Her şeyi yaratan, yoktan var eden O’dur. O’ndan gayri yaratıcı yoktur. Naklen delîl, Zümer sûresinin 62. âyet-i kerîmesidir. Aklen delîl, yerlerde ve göklerde acâib-i mahlûkatı vardır ve cümlesini yaratan O’dur. O’ndan başkası için “yarattı” demek küfür olur. İnsan birşey yaratamaz.
 
Allahü azîm-üş-şân hakkında bizlerin bilmesi vâcib olan “sıfât-ı maneviyye” de sekizdir:

Hayyün (diri), Alîmün (ilm-i kadîmi ile bilici), Semî'un (sem’-i kadîmi ile işitici), Basîrün (görücü), Mürîdün (irâde-i kadîmesi ile dileyici), Kadîrün (kudret-i kadîmesi ile gücü yetici), Mütekellimün (kelâm-ı kadîmi ile söyleyici), Mükevvinün (herşeyi halk edici, yaratıcı).
 
Allahü teâlâ hakkında, muhâl (imkânsız) olan sıfatlar da, bunların zıtlarıdır.

 
< Sonraki   Önceki >